Motosikletleri teslim etmek için Avrupa’da 3000km 2/2

p1080419-copy

27 Eylül Salı günü öğlene doğru Macaristan’a giriş yaptık. Budapeşte’ye kadar Macaristan’ın mısır tarlalarıyla kaplı ovalarında otobanda yol aldık. Akşamüstü Budapeşte’ye varıp arkadaşlarımızla yemek yedik. İlk fırsatta Budapeşte’ye tekrar gelip gezme arzusuyla sonraki hedefimiz olan Brno’ya doğru yola düştük.

Aslında bugün için esas planımız Prag’da kalmaktı fakat yol ritmine geç alışmamızdan dolayı (yazar burada “erken kalkamıyoruz” demek istemiyor) geri kalmıştık. Bu gecikmeyi gidermek için daha uzun süre yol yapmaya başladık. 640 km sonra Brno’ya varıp bir dans okulunun kiraladığı odalardan birine yerleşip bir yandan da dönüş programımızı yapmaya başladık.

vlcsnap-2016-10-25-02h12m40s620

Hikâyenin bu kısmına kadar “bu trionun üçüncü elemanından neden hiç bahsedilmiyor?” diyenler olmuştur heralde (en azından Kerem öyle olduğunu umuyor). Kendisi bayram öncesi ufak bir sakarlık sonucu sol el bileğini kırdığı için bu yolculuğu İstanbul’dan takip etmek zorunda kaldı. Haliyle onun motosikletinin de Hamburg’a bir şekilde ulaştırılması gerekiyordu. Son anda planımız onun motosikleti Pazartesi günü Ro-Ro ile Trieste’ye göndermesi, bizden birinin de Hamburg’a vardıktan sonra Trieste’ye uçup üçüncü motosikleti de Hamburg’a sürmesi şeklinde netleşti ve Fırat hafta başı işe döneceği üzere kabak Özkan’ın başına patladı. (Gerçi bu konudaki tepkiler çeşitlilik gösteriyor: Durumu anlattığımız motorcu bir dostumuz “oha abi adamdaki şansa bak, keşke bana denk gelseydi” dedi. 🙂 )

photo-28-09-16-10-05-26

28 Eylül Çarşamba günü yola şaşırtıcı şekilde erken çıkıp, artık bir sabah klasiği haline gelen benzinlik sandviçi ve kahve ile kahvaltımızı yapıp hızla yol almaya başladık. Amacımız Dresden’e bir an önce varıp Trieste’ye tren opsiyonlarını değerlendirmekti. Aslında oldukça iyi başlamıştık ama Prag’a 20 km kala bir trafik kazasından ötürü yol motosikletlerle sıyrılamayacağımız kadar tıkanmıştı. Burada güneşin altında bir saati aşkın süre bekledikten sonra Prag’da bir mola verip bir şeyler atıştırdık. “Kazanamıyorsan kaybetme” şiarıyla hareket eden Fırat bu sırada yandaki otobüsün klimasından gelen suyla motorları temizledi. (Dönüşte kendisine moto yıkamacı açıcaz abisi.)

p1080424

Dresden’e vardığımızda saat 15 civarıydı. İstasyonun önünde durup uzun süre dönüşümüzü organize etmeye çabaladık. Bu sırada saatler geçti ve hava karardı, üstelik tüm bu çabadan sonra hem dolu hem de pahalı olan tren opsiyonlarını kullanamayacağımıza kanaat getirdik. Bu sırada yüklü motosikletleri ve arkasındaki lastikleri gören bazı kişiler yanımıza gelip sorular soruyor, turdan bahsedince yüzleri gülüyor ve bize iyi dileklerini iletiyordu. Heralde tüm yolun bizim için en motive edici olayı buydu.

photo-28-09-16-18-06-47

Dresden’den ayrıldığımızda kalacak yer açısından cebimize uygun pek seçenek olmadığını görüp Almanya’da olduğumuzu hatırladık. Yine de kendimize Leipzig ile Hannover arasında nispeten ucuz bir pansiyon bulup soluğu saat 22 gibi orada aldık. Bu noktada fazlasıyla yorgun ve uykuluyduk ve bir an önce uyumak istiyorduk. Gel gelelim vardığımızda pansiyon kapalıydı! İçeride uyuyan birini, pansiyon çalışanı olduğunu sanarak, cama vurmak suretiyle uyandırdık. Meğer kendisi orada kalan başka bir müşteriymiş ama sağolsun bize kapıyı açtı ve bizi içeri aldı. Pansiyon sahibinin arka avluda yaşadığını söyledi; kendisine önce telefonla ulaşmaya çalıştık, ulaşamayınca bir hata daha yapıp kapısını tıklattık. Maalesef karşımıza donuyla çıkan sinirli Alman (das Alman in der don) bizi saat 20’den sonra müşteri kabul etmediğini söyleyerek pansiyondan kovdu! Maruz kaldığımız manzaranın da etkisiyle afallayıp Hamburg’a doğru yola düştük ve  yorulduğumuz yerde bir şekilde konaklamaya karar verdik. Ama uğursuz şehirden de kaçamadık çünkü GPS’in bizi yönlendirdiği yolların hepsi kapalıydı. Gecenin ilerleyen vakti yorgunluk ve sinir bozukluğuyla Alman köylerinin birinde yol kenarında kahkahalar atarak biraz daha vakit geçirip mecbur devam ettik.

p1080436

Yaklaşık bir saat ve 680 km kadar sonra esnemeye başladığımız için bulduğumuz ilk tır parkına girip çimlerin üstünde uyumaya karar verdik. O an çadır kurmak için fazla yorgun/üşengeç olduğumuz için açık havada uyku tulumuyla sabahladık. Fakat şansımıza sadece biraz rüzgar vardı, ne üşüdük ne de bir problem yaşadık.

29 Eylül Perşembe sabahı motosikletleri  teslim edeceğimiz lojistik merkezine sadece 230 km kalmıştı ve biz bir an önce motorlardan kurtulup dinlenecek bir yer bulmak istiyorduk.

p1080443

Varış noktamıza 30 km kala verdiğimiz son molada Fırat’ın motorunun ön teker aksını yerinde tutan iki vidadan birinin düşmüş, diğerinin de fazlaca gevşemiş olduğunu fark ederek dehşetle  ne kadar süre bu şekilde yol aldığımızı düşündük. Ayrıca bir gece önce sis farlarımızın çalışmadığını farketmiştik, sorunun sigorta olduğunu tahmin ediyorduk fakat gördüğümüz kadarıyla sigortalar da sağlamdı. Bu sorunlarla Şili’de uğraşmaya karar verdik (Mottomuz: “sorun yolda çözülür!”) ve lojistik merkezine varıp motosikletleri teslim ettik.

p1080459

photo-29-09-16-15-30-10

Hamburg’a varıp bir yemek yedikten sonra havalimanına yakın bir hostel bulduk. Hostele vardığımızda kapının önünde uzun süredir yolda olduğu her halinden belli olan bir Tenere olduğunu fark ettik ve şans eseri sahibiyle aynı odaya düştük. Uzunca bir süre önce Rusya-Moğolistan- Kırgızistan gezisi yapmak üzere yola çıkmış Hollandalı oda arkadaşımız henüz yolun başında olduğumuz için bize birer bira ısmarladı ve yolda başımıza gelebilecekler ile ilgili birçok bilgi aktardı. Yorucu günün ardından bu bira (yani sohbet!) ilaç gibi geldi.

photo-29-09-16-22-04-39

Ertesi sabah Özkan erkenden Trieste’ye doğru yola çıkarken Fırat öğleden sonra Türkiye’ye uçtu. Yazı epey uzadığı üzere Özkan’ın Trieste-Hamburg sürüşünü eklemedik ama kendisi ve Kerem’in motoru 3 günlük sorunsuz bir sürüşle lojistik merkezine vardı. “Sorunsuz” derken motoru teslim edebileceğimiz en son gün ve saatte vardı ama olsun, bu büyük vartayı atlattık nihayetinde.

Başta da dediğimiz gibi, artık geri dönülmez noktayı geçtik. Şimdi Motosikletlerimize kavuşmayı ve turun gerçekten başlayacağı anı iple çekiyoruz. Bekle bizi Valparaiso! 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *